YAPIMCI VE OYUNCULARIN SİNEMA ESERİ ÜZERİNDEKİ HAKLARI

Tüm dünyada milyar dolarlık bir sektör haline dönüşen sinema, milyonlarca insanın ortak duygu ve düşünceleri paylaşarak bir gönül bağı çerçevesinde tek bir film etrafında bir araya gelebilmesine olanak sağlamaktadır. Bu sektör öylesine geniş bir yelpazede kendisine yer edinmiştir ki, ülkelerin sosyal ve kültürel yaşam alanlarından eğitim, ticaret ve turizm  pazarlarına kadar birçok alanda karşımıza çıkmaktadır. Ülkemizde son yıllarda adından sıkça söz ettiren yapımların ortaya çıkmasıyla birlikte, artık Türkiye de uzun yıllardır Hollywood tekelinde bulunan dünya sineması pastasından kendisine büyükçe bir dilim almayı başarmıştır. Bu yazımızda, yasal mevzuat çerçevesinde sinema eserleri üzerindeki hak sahipleri ile eser sahibi, yapımcı ve oyuncu arasındaki hukuki ilişkilere dair bilgiler paylaşılacaktır.

Hukuk sistemimizde sinema eserlerine ilişkin yasal düzenleme, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda yer almaktadır. Fikir ve sanat eserlerinin bir çeşidi olan sinema eserleri, ilgili kanunda “Her nevi bedii, ilmi, öğretici veya teknik mahiyette olan veya günlük olayları tespit eden filmler veya sinema filmleri gibi, tespit edildiği materyale bakılmaksızın, elektronik veya mekanik veya benzeri araçlarla gösterilebilen, sesli veya sessiz, birbiriyle ilişkili hareketli görüntüler dizisidir.” şeklinde tanımlanmıştır. Sinema filminin tanımı ise 5224 sayılı Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılması ile Desteklenmesi Hakkında Kanun’un 3. maddesinde  “Sinema sanatına özgü dil ve yöntemler ile meydana getirilen belgesel, kurgu, animasyon ve benzeri türlerde; konulu veya konusuz, uzun veya kısa metrajlı, tespit edildiği materyale bakılmaksızın elektronik, mekanik veya benzeri araçlarla gösterilebilen, sesli veya sessiz, birbiriyle ilişkili hareketli görüntüler dizisinden ibaret filmler” şeklinde ifade edilmiştir.

Eser Sahibi Kimdir?

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 8. Maddesi uyarınca eser sahibi, onu meydana getirendir. Sinema eserlerinde; yönetmen, özgün müzik bestecisi, senaryo yazarı ve diyalog yazarı eserin birlikte sahibidirler. Eğer canlandırma tekniğiyle yapılmış sinema eseri söz konusu ise, animatör de eserin birlikte sahipleri arasındadır. Sinema eseri üzerindeki hak sahipliği, eserin ortaya çıkış tarzı ve özelliğine göre müşterek eser sahipliği veya iştirak halinde eser sahipliği şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Birden fazla kimsenin birlikte vücuda getirdikleri eserin kısımlara ayrılması mümkünse, bunlardan her biri vücuda getirdiği kısmın sahibi sayılır. Aksi kararlaştırılmış olmadıkça, eseri birlikte vücuda getirenlerden her biri bütün eserin değiştirilmesi veya yayımlanması için diğerlerinin iştirakini isteyebilir. Diğer taraf muhik bir sebep olmaksızın iştirak etmezse, mahkemece müsaade verilebilir. Aynı hüküm mali hakların kullanılmasında da uygulanır. Birden fazla kimsenin iştirakiyle vücuda getirilen eser ayrılmaz bir bütün teşkil ediyorsa eserin sahibi, onu vücuda getirenlerin birliğidir. Birliğe adi şirket hakkındaki hükümler uygulanır. Öte yandan sinema eserinin meydana gelmesinde çok büyük emekleri bulunan kamera ve görüntü ekibi, ses ekibi, makyaj ekibi, kostüm ekibi, dekor ekibi gibi teknik yardımcılar, FSEK Md. 10/3 kapsamında “bir eserin vücuda getirilmesinde yapılan teknik hizmetler veya teferruata ait yardımlar, iştirake esas teşkil etmez” düzenlemesi uyarınca eser üzerinde hak sahibi veya FSEK Md. 80 kapsamında bağlantılı hak sahibi değildir.

Eser Üzerindeki Haklar Nelerdir?

Eser üzerindeki haklar, mali haklar ve manevi haklar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

Mali haklar; işleme hakkı, çoğaltma hakkı, yayma hakkı, temsil hakkı, işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkından oluşmaktadır. Henüz alenileşmemiş bir eserden her ne şekil ve tarzda olursa olsun faydalanma hakkı münhasıran eser sahibine aittir. Alenileşmiş bir eserden eser sahibine münhasıran tanınan faydalanma hakkı,  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda mali hak olarak gösterilenlerden ibarettir. Mali haklar birbirine bağlı değildir. Bunlardan birinin tasarrufu ve kullanılması diğerine tesir etmez. Mali haklar üzerinden ölüme bağlı tasarruflar yapılması caizdir. Eser sahibine tanınan mali haklar süre ile sınırlıdır. Bu süre, yasada öngörülen istisnai haller dışında gerçek kişi eser sahibinin yaşadığı süre boyunca ve ölümünden itibaren 70 yıl devam etmektedir. Tüzel kişi eser sahibi için ise bu koruma süresi, aleniyet tarihinden itibaren 70 yıl devam etmektedir. Eser sahibi veya mirasçıları kendilerine kanunen tanınan mali hakları süre, yer ve muhteva itibariyle mahdut veya gayrimahdut, karşılıklı veya karşılıksız olarak başkalarına devredebilirler. Mali hakları sadece kullanma salahiyeti de diğer bir kimseye bırakılabilir. (Ruhsat). Eser sahibi veya mirasçılarından mali bir hak veya böyle bir hakkı kullanma ruhsatını iktisap etmiş olan bir kimse, ancak bunların yazılı muvafakatiyle bu hakkı veya kullanma ruhsatını diğer birine devredebilir.

Manevi haklar; eseri istediği zaman istediği şekilde kamuya sunma hakkı, eserin içeriği hakkında bilgi verme hakkı,  eserde ismini görme hakkı, eserde değişiklik yapılmasını men etme hakkı, eserin bütünlüğünü koruma hakkı ile eser sahibinin zilyet ve malike karşı haklarından oluşmaktadır. Bu haklar eser sahibine ve onun mirasçılarına ait olup başkalarına devredilemezler, ancak manevi hakların kullanma yetkileri devredilebilmektedir.

Yapımcının Sinema Eseri Üzerindeki Hakları

Günümüzde teknolojinin çok hızlı gelişmesi ile birlikte seyircinin beklentilerini karşılayacak ve yapımcısını gişede mutlu edecek bir sinema filminin ortaya çıkması özellikle de aksiyon, fantastik ve bilim kurgu filmlerinde karşımıza çıkan sahneler ve bu sahnelerin çekimleri için gereken teknik altyapı ile insan gücü, çok büyük bir maliyeti de beraberinde getirmektedir.

Sinema filminin yapımını üstlenen ve bu iş için ortaya sermaye koyan yapımcı, ancak eser sahibi ile yapacağı sözleşmeye dayanarak eser üzerindeki mali hakları kullanabileceğinden; Türk Hukukunda yapımcı, eser sahibi olarak kabul edilmemektedir. Bu durum Hakların Kullanılması başlıklı FSEK Madde 18 düzenlemesinde şu şekilde ifade edilmektedir. Mali hakları kullanma yetkisi münhasıran eser sahibine aittir. Bir eserin yapımcısı veya yayımcısı, ancak eserin sahibi ile yapacağı sözleşmeye göre mali hakları kullanabilir. Sinema yapımcısı FSEK Madde 80/2 düzenlemesi uyarınca bağlantılı hak sahibidir.  Filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren film yapımcısı, eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devraldıktan sonra aşağıda belirtilen haklara sahiptir.

Eser sahibinin ve icracı sanatçının izni ile yapılan tespitin, doğrudan veya dolaylı olarak çoğaltılması, dağıtılması, satılması, kiralanması ve kamuya ödünç verilmesi hususlarında izin verme veya yasaklama hakları münhasıran film yapımcısına aittir. Yapımcılar tespitlerinin işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletimine ve yeniden iletimine izin verme hususunda münhasıran hak sahibidir.

Film yapımcısı, yurt içinde henüz satışa çıkmamış veya başka yollarla dağıtılmamış film tespitlerinin aslının veya çoğaltılmış nüshalarının satış yoluyla veya diğer yollarla dağıtılması hususunda izin verme ve yasaklama hakkına sahiptir.

Film yapımcısı, film tespitlerinin telli veya telsiz araçlarla satışı veya diğer biçimlerde umuma dağıtılmasına veya sunulmasına ve gerçek kişilerin seçtikleri yer ve zamanda tespitlerine ulaşılmasını sağlamak suretiyle umuma iletimine izin vermek veya yasaklamak hakkına sahiptir.

Oyuncuların Sinema Eseri Üzerindeki Hakları

Uygulamada çok ağır şartlar altında çalışmak zorunda bırakılan oyuncular, yapımcılar ile imzalamak zorunda oldukları mali hakların devrine ilişkin sözleşmeler karşısında son derece güç durumda kalmaktadır. Tek taraflı olarak sadece yapımcıların menfaatlerini korumak üzere kaleme alınmış genel işlem şartlarını ihtiva eden sözleşmeleri imzalamaktan imtina eden oyuncular ise, sektörde ne yazık ki yaratıcılıklarını gösterebilecekleri, kendilerini ifade edebilecekleri, performanslarını sergileyebilecekleri herhangi bir mecra bulamamak tehlikesiyle karşı karşıya bırakılmaktadır.

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, oyuncuları icracı sanatçılar olarak ifade etmekte ve FSEK Madde 80 kapsamında eser sahibinin hakları ile bağlantılı haklar başlığı altında komşu hak sahibi olarak tanımlamaktadır. Ayrıca  Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği’nin 4/b maddesinde icracı sanatçılar; sanat eserleri ile folklor eserlerini özgün biçimde yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden oyuncular, ses sanatçıları, müzisyenler, dansçılar vb. diğer kişiler şeklinde tanımlanmışlardır. Anılan düzenlemeye göre eser sahibinin manevi ve mali haklarına zarar vermemek kaydıyla ve eser sahibinin izniyle bir eseri özgün bir biçimde yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden sanatçıların, bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcıları ile radyo-televizyon kuruluşlarının komşu hakları vardır. İcracı sanatçıların hakları, eser sahibinin hakları gibi manevi ve mali olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. İcracı sanatçıların manevi hakları, mali haklarından bağımsızdır. Mali hakları devretmiş olsa bile, icracı sanatçının devrettiği icra üzerinde adının belirtilmesini istemesi ve icranın tahrifine karşı koyması mümkündür. Ancak icracı sanatçı itibarını zedelemeyecek düzeydeki değişikliklere engel olamayacaktır.

İcracı sanatçılar aşağıda belirtilen haklara sahiptir:

İcracı sanatçılar, mali haklardan bağımsız olarak ve bu hakları devretmelerinden sonra dahi, tespit edilmiş icraları ile ilgili olarak uygulama şartlarının gerektirdiği durumlar hariç, icralarının sahibi olarak tanıtılmalarını ve icralarının kendi itibarlarını zedeleyebilecek şekilde tahrif edilmesi ve bozulmasının önlenmesini talep etme hakkına sahiptirler.

Bir eseri, sahibinin izniyle özgün bir biçimde yorumlayan icracı sanatçı, bu icranın tespit edilmesine, bu tespitin çoğaltılmasına, satılmasına, dağıtılmasına, kiralanmasına ve ödünç verilmesine, işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletimine ve yeniden iletimine ve temsiline izin verme veya yasaklama hususunda münhasıran hak sahibidir.

İcracı sanatçı, yurt içinde henüz satışa çıkmamış veya başka yollarla dağıtılmamış tespit edilmiş icralarının, aslı veya çoğaltılmış nüshalarının satış yoluyla veya diğer yollarla dağıtılması hususunda izin verme veya yasaklama hakkına sahiptir.

İcracı sanatçı, tespit edilmiş icrasının veya çoğaltılmış nüshalarının telli veya telsiz araçlarla satışı veya diğer biçimlerde umuma dağıtımına veya sunulmasına ve gerçek kişilerin seçtikleri yer ve zamanda icrasına ulaşılmasını sağlamak suretiyle umuma iletimine izin vermek veya yasaklamak hakkına sahiptir.

Umuma iletim yoluyla, icraların dağıtım ve sunulması icracı sanatçının yayma hakkını ihlal etmez. İcracı sanatçılar bu haklarını uygun bir bedel karşılığında sözleşme ile yapımcıya devredebilirler.

Yazar: Av. Gürkan Özkaya

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir